CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMALARI
1933.01/116 - Cumhuriyet Onuncu Yıldönümü
1938.02/128 - Cumhuriyetin 15. Yıldönümü
1943.04 - Cumhuriyetin 20 inci Yıldönümü
1948.03 - Cumhuriyetin 25 inci Yıldönümü
1953.09 - Cumhuriyetin 30. Yıldönümü
1958.10 - Cumhuriyet'in 35. Yılı ( Ek Değerli )
1963.13 - Cumhuriyetin 40. Yılı
1973.14-15 - Cumhuriyetin Kuruluşunun 50. Yılı
1983.17 - Cumhuriyetin Kuruluşunun 60. Yılı
1993.14 - Cumhuriyet'in 70. Yılı
Türkiye Cumhuriyeti Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir ilkesini temel sayan, insan hak ve hürriyetlerine dayalı milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Büyük Türk Milletinin, yüce Atatürk'ün önderliğinde başardığı hürriyet ve istiklal mücadelesini ebedileştiren Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluşunun 70. Yıldönümü büyük etkinliklerle kutlanmıştır. Türk Devletinin Dünya milletleri arasındaki yerini ve önemini gereğince yüceltecek olan bu kutlamalar, milli şuur ve ülküler etrafında bölünmez bir bütün halinde toplanmış olan milletimizin yücelme gücünü ve azmini bir kere daha kanıtlamıştır.
1998.11 - Cumhuriyetin 75. Kuruluş Yılı
Cumhuriyetimizin 75. Kuruluş Yıldönümünde konunun anlam ve önemine uygun olarak büyük önder Atatürk’ün ve onun ilkeleri ile getirdiği çağdaş kazanımların pullarda işlenmesi ve bu yolla daha da gelişip güçlenmesi, Cumhuriyetin amaç ve ilkelerinin dünya kamuoyuna iletilmesi amacıyla iki adet anma bloğu ve bir adet anma serisi çıkarılrnıştır.
2003.12 - Cumhuriyet'imizin 80. Yılı
Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin ilanı sonucunda millet egemenliğine dayalı yeni Türk Devletinin kuruluşu gerçekleşmiştir. Atatürk’ün ( Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir ) sözü Cumhuriyetimizin temel karakterini ifade etmektedir. Bu sayede Türk Milletinin modern, çağdaş ve özgür bir millet olma yolunda ihtiyaç duyduğu kalkınma hamleleri başlatılmıştır.
2008.21 - Cumhuriyetimizin 85. Yılı
Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk'ün en büyük eserim dediği Cumhuriyet, halkın egemenliği elinde tuttuğu ve seçtiği temsilcileri aracılığı ile kullandığı devlet biçiminin adıdır. Türkiye Cumhuriyetinin temeli Ankara'da 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu ile atıldı. Kurtuluş Savaşının zaferle sonuçlanmasının ardından 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.
Atatürk'ün "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" sözü Cumhuriyetimizin temel karakterini ifade etmektedir. Cumhuriyetle birlikte Türk milletinin modern, çağdaş ve özgür bir toplum olma yolunda ihtiyaç duyduğu büyük kalkınma hamleleri gerçekleştirilmiştir.
Atatürk, Cumhuriyetin önemini “Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare Cumhuriyet idaresidir." sözleriyle belirtmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Önderin çizdiği çağdaş uygarlık yolunda 85. yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutlamaktadır.
2013.27 - Cumhuriyetimizin 90. Yılı
İlk TBMM'nin 29 Ekim 1923'de Devletin yönetim biçimini Cumhuriyet olduğunu ilan etmesi ile milli egemenliğe dayalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşu gerçekleşmiştir
29 Ekim I 923'de Anayasa’nın birinci maddesinde yapılan
" Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir " değişikliği ile tarih sahnesinde Osmanlı Devletinden sonra yeni bir Türk Devleti
" Cumhuriyet " şeklinde yerini almıştır.
2014.24 - Cumhurbaşkanlığı Sarayı - Türkiye Cumhuriyetinin 91. Yılı
Cumhuriyet, egemeniiğin kaynağının millete ait olduğunu kabul eden devlet şeklidir.
Devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçimidir.
Cumhuriyet rejimi, insan unsuruna verdiği değer, insan hak ve hürriyetlerine gösterdiği saygı nedeni ile çağdaşlaşmayı, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı en iyi şekilde temsil eder.
2015.27 -
Türkiye Cumhuriyeti'nin 92. Yılı
Cumhuriyet, ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı İle kullandığı devlet şeklidir.
Ya istiklâl ya ölüm ilkesi ile başlayan Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolun başlangıcı olmuştur.
2016.29 - Cumhuriyet Bayramı
Cumhuriyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu hakkı hiçbir güç, hiçbir iç veya dış kuvvet milletimizin elinden alamaz. Adını tarihe altın harflerle yazdırmış büyük milletimiz, tarihin her döneminde bağımsızlığını korumayı başardığı gibi
15 Temmuz 2016 tarihindeki kanlı darbe girişimine göğsünü siper ederek yine istiklalini muhafaza etmeyi bilmiştir.
Milletimizin ortak eseri olan Cumhuriyetimize sahip çıkmak, ülkemizin ve milletimizin geleceği için çalışmak, mücadele etmek, gerektiğinde fedakarlıkta bulunmak, hepimizin müşterek vazifesidir.
2017.22 - Cumhuriyetimizin 94. Yılı
Esarete ve dayatmalara rıza göstermeyen Türk Milleti, istiklâline ve istikbaline kasteden işgalcilere karşı başlattığı Kurtuluş Savaşı'nı, tarihte benzeri görülmemiş bir zaferle taçlandırmıştır.
29 Ekim 1923'te Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesi ve ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Mıili egemenliği ve demokrasiyi daha iyi korumamızın onemii vurgulamak, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan kılan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle yâd etmek amacıyla hazırlanan Anma Serisinde Cumhurbaşkanlığı Sarayı karsısında bulunan ve TEK MİLLET, TEK BAYRAK, TEK VATAN, TEK DEVLET'i simgeleyen 15 TEMMUZ ŞEHİTLER ANITI görseline yer verilmiştir.
2023.19/1395 - Türkiye Cumhuriyeti’nin Yüzüncü Yılı
Cumhuriyet, devlet yönetiminde millî egemenliği, millî iradeyi ve özgür seçimi esas kabul eden bir rejimin adıdır. Türkiye için sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda tarihimizin en kapsamlı çağdaşlaşma hamlesi olan cumhuriyet, getirdiği çağdaş açılımlarla Türk insanının ufkunu genişletmiş, ekonomik, sosyal ve siyasal hayat görülmemiş bir dinamizm kazanmıştır. Modern anlamı ile demokrasinin en gelişmiş şekli olan cumhuriyet bir tarihi gelişmenin sonucudur.
Atatürk'ün cumhuriyeti devletin siyasi rejimi olarak seçmesinin nedeni, çocukluğundan beri cumhuriyetin özlemini duymuş olmasında aranabilir. O, gençlik yıllarından beri cumhuriyet rejiminin üstünlüğüne, faziletine inanarak, Türk milletinin bir gün mutlaka cumhuriyet idaresine kavuşacağını söylemekten de çekinmemiştir. Önceleri açıkça ifade etmese bile genel düşüncesi, daima halkın hâkimiyetinden yana olmak ve millet düşüncesini her şeyin üstünde tutmak olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sonrası başlayan haksız işgalleri, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumu ve ileri sürülen kurtuluş çarelerini yeniden gözden geçiren Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa şu sonuca varmıştır: "...
Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi? Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli hâkimiyete dayanan kayıtsız, şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!"
Ona göre, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşaması ancak böyle mümkün olabilecekti. Bu düşünceden hareketle Anadolu'da Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın örgütlenme aşamasını başlatan Mustafa Kemal Paşa,
"Türk'ün onuru ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse Ya İstiklâl Ya Ölüm!" parolasıyla millî bilinç, millî birlik, millî bağımsızlık ve millî egemenliğine dayanan tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma düşüncesiyle yola çıkmıştır. Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas'ta ulusal örgütlenmenin ve 23 Nisan 1920 tarihinde ise Ankara'da yeni bir Türk Devleti'nin temelleri atılmıştır. Büyük Millet Meclisi'nin açılışı ile iç ve dış güçlere karşı savaşı yönetecek yepyeni millî bir devlet kurulmuştur. Mondros Ateşkes Antlaşması ile eylemsel olarak ortadan kalkan Osmanlı Devleti'nin bırakmış olduğu boşluk, Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisi ile doldurulmuştur. Ayrıca 20 Ocak 1921 Anayasası'nda yer alan egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğuna dair hükümle ise cumhuriyet yönetimi için önemli bir adım atılmıştır. Ancak savaş yılları olduğu için ulusun gücünü bölmemek amacıyla rejim konusu açıkça tartışılmamıştır.
Türk vatanını sömürgeleştirmek isteyen düşmanlara karşı Türk milleti Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde üç cephede savaşları başlatmış ve savaşları Mudanya Ateşkes Antlaşması ile sonuçlandırmıştır. Bu esnada Mustafa Kemal Paşa, yeni devlete, niteliğine uygun olan cumhuriyet adının verilebilmesi için, onun uluslararasındaki yerini almasını beklemeyi uygun görmüştür. Nitekim yaklaşık dokuz ay süren barış görüşmelerinden sonra 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk Devleti varlığını Batilı devletlere kabul ettirmiştir.
Lozan Barışı'nın imzalanmasından sonra iç politikaya ağırlık verilmeye başlanmıştır. Önce Ankara'nın 13 Ekim 1923 tarihinde başkent yapılmasıyla yeni Türk Devleti'nin Anadolu merkezli olduğu kanıtlanmıştır. Bu esnada 27 Ekim 1923 günü ortaya çıkan hükümet bunalımı, Meclis'in çalışmalarını oldukça zorlaştırmıştır. Fethi (Okyar) Bey'in istifa etmesiyle birlikte yeni hükümetin kurulamaması, meclis hükümeti sisteminin artık işlemediğini ve devlet başkentinin resmen ilan edilmesi dolayısıyla da artık cumhuriyetin ilanını zorunlu hale getirmiştir. Zaten devlet temsilcisinin olmaması, dış ülkeler tarafından da zaman zaman eleştirilmekte idi.
Her işin yapılma zamanının gelmesini bekleyen Mustafa Kemal Paşa, bütün bu gelişmeler üzerine cumhuriyetin ilan edilmesine karar vererek, 28 Ekim 1923 günü akşamı, İsmet Paşa, Fethi (Okyar) Bey, Kazım (Özalp) Paşa, Kemâlettin Sami Paşa, Halit Paşa, Rize Milletvekili Fuat Bey ile Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey'i Çankaya'ya davet etmiştir. Toplantıda misafirlerine,
"Yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz." diyerek görüşlerini açıklayan Mustafa Kemal Paşa'nın bu düşüncesi, orada hazır bulunanlarca da olumlu karşılanmış ve hemen izlenecek yolun saptanmasına girişilmiştir.
Cumhuriyetin ilan edilmesi ile ilgili yasa tasarısı, 29 Ekim 1923 tarihinde saat 20.30'da Meclis'te görüşülerek, devletin rejiminin cumhuriyet olduğu
"Yaşasın Cumhuriyet!" sesleri ve alkışları arasında kabul edilmiştir. Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte, 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa'nın devlet şeklini tespit eden maddelerinde yapılan değişikliğe göre, cumhurbaşkanını TBMM seçecek, başbakanı cumhurbaşkanı tayin edecek, bakanları başbakan seçecek ve devlet kabinesi Meclis'ten güvenoyu alınca hükümet kurulmuş olacaktı. Cumhurbaşkanı, devlet başkanı; başbakan da hükümet başkanı olacaktı. Böylece Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun birinci maddesinin sonuna,
"Türkiye Devleti'nin şekli hükümeti, Cumhuriyettir." ibaresi eklenmiş ve
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." hükmü devlet yönetiminde yer almıştır.
Bundan sonra cumhurbaşkanı seçimine geçilmiş ve yoklama suretiyle ve açık oyla yapılan seçimde, Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa 42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Bu esnada ilk kez kabine sistemi uygulanmış ve İsmet (İnönü) Paşa başbakan seçilerek ilk kabineyi (hükümeti) kurmakla görevlendirilmiş ve böylece hükümetler dönemi başlamıştır. Fethi (Okyar) Bey ise meclis başkanı olmuştur. Bu bağlamda ulusal egemenlik ilkesi biraz daha güçlendirilerek halkın yönetime katılmasının yolu açılmıştır:
"Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı Cumhuriyet'tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir."
( Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ( Atatürk ) Paşa, 14 Ekim 1925 )